Türkçenin Tarihsel Gelişimi

Türkçenin Tarihsel Gelişimi

Türkçenin Tarihsel Gelişimi Altay dil teorisini kabul edenler için, Kuzey Denizi’nden Basra Körfezi’ne, Kuzeydoğu Asya’dan Doğu Avrupa’ya konuşulan Türk dili, konuşanların sayısı ve yazılı metinlerin sayısı ve çeşitliliği bakımından Altay dilleri arasında en önemlisidir. Günümüzün bilgileri ışığında, Türkçe’nin en eski tarihli yazısı, VII. Bu, yy’nin Çoyren (Çoyr, 688-692) kitabesi. Bir başka deyişle, Türkçe yazım dilinin […]

Türkçenin Tarihsel Gelişimi
Altay dil teorisini kabul edenler için, Kuzey Denizi’nden Basra Körfezi’ne, Kuzeydoğu Asya’dan Doğu Avrupa’ya konuşulan Türk dili, konuşanların sayısı ve yazılı metinlerin sayısı ve çeşitliliği bakımından Altay dilleri arasında en önemlisidir. Günümüzün bilgileri ışığında, Türkçe’nin en eski tarihli yazısı, VII. Bu, yy’nin Çoyren (Çoyr, 688-692) kitabesi. Bir başka deyişle, Türkçe yazım dilinin ilk örnekleri VII. Bu yy’ye ait. Çöyren yazıtları, Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları gibi bir mezar taşı olarak inşa edilmiştir.

Köktürk halkından biri Kağanlığına, II. Bu yazıt, Köktürk Kağanlığın’ı kuran İlteris’e sadece 6 satır katıldığını bildirmektedir. Orhun yazıtları yazılmış alfabe ile yazılmıştır (taşlar kazınmıştır). Dilimizin ve tarihimizin en önemli dokümanları olan Orhun yazıtları (Köl Tigin, Bilge Kagan ve Tonyukuk yazıtları), Çoyren kitabesinden yaklaşık 40 yıl sonra yazılmaya başlandı. Buradaki gibi, Orhun yazıtları, Çoçyalı yazıt en erken yazıt olarak gösterilse dahi, Türkçe’nin en erken belgeleri olarak kabul edilmektedir. Bunun nedeni, bu yazıtların metinlerinin anlaşılabilir bir uzunluğa sahip olması, yani pek çok silme ve tahribatın bulunmamasıdır, çünkü Köktürk harflerinde birçok taş vardır.

Moğol dilinin en eski yazılı belgesi 1225 tarihli Yesunke Taşı’dır. Moğolların en önemli belgesi olan Moğolların Gizemli Tarihi, 1240’a aittir. Ahmet Temir, 1948’de Türkçeye aktardığı bu eseri.

Tunguzcan’ın en eski yazılı belgesi şimdi de ölü bir dil olarak kabul edilen Çubuklu’ya ait. Bu belgeler 1413 eyaletinden, ikinciden 1433 e kadar. Tungusca’daki Mançurya’lılarla ilgili en fazla bilgiye sahibiz. Mançu belgelerinin en eskisi XVI. Korpusun çok küçük parçalarında yazılı olan ilk belgeler 1443’te başlar. Altay dilleri arasında çok geç olan ve dolayısıyla Altay dili üyesi olarak “belki” olarak gösterilen Japonca’nın en eski yazılı belgesi, 712 yılına aittir.

Yukarıda da görebileceğiniz gibi, Türk dili edebiyat kimliğini kazanan Altay dilleri arasındaki en yaşlı dildir. Dil tekrarları bu konuşmacılar tarafından yapılmaz. Bu dille uğraşan dilbilimciler tarafından çok daha sonra yapılır. Bazen birbirlerine uymayan arada sırada yapılan incelemeler veya belli bir süre geçerli olan bir görüş eski olabilir; onun yerini yenisine bırakmak zorunda kalabilir.

Başlangıç ​​noktasında veya özellikle yeniden yapılandırma yöntemini (= yeniden yapılandırma, yeniden yapılandırma yöntemi) kullanarak tanık olamayacağımız bir zamanda, bir dilin durumu hakkında bazı fikirlere sahibiz. Bunu dilli fonksiyon mekanizmasını belirleyerek yapabiliriz. Bir dili, yalnızca dili konuşan ve dilin iç faktörlerine dayalı olarak sınıflandıramayız. Yazı yazmadan önce Türk dili çok uzun süre kullanılmıştır. Dilbilimciler, dil akışındaki karakteristik özelliklerini belirleyerek, yazılı olmayan Türk dili özellikleriyle ilgili bazı fikir önerebilirler.

Ana Altayca Dönemi

Türk dili tarihinde en erken dönem “Altay Dil Kurumu” dönemidir; yani Türk, Moğol, Tungus, Kore dili ve belki Japon dili ortak olan dönem. Yerel dil farklılıklarının bu ortak dil çağında alt gruplar oluşturduğunu varsayıyoruz; Korelilerin, Türklerin, Moğolların ve Tungur’un atalarının, ortak dilin bu periyodunda birbirinden farklı olabilen ortak dilin (= Altyazı) varyantlarına (= çeşitlilik) sahip olduğunu düşünmeliyiz. Bu dönemde yerel farklılıkların yarattığı ağızlar dil seviyesinde düşünülmelidir.

Ortak coğrafya içindeki bölgesel dağılımlar, o zamanlardaki bu farklılaşmanın ortaya çıkışında bir faktördür; Türkiye bugünkü gibi, dil alanında ağızdan farklı. Ana Altayca dönemindeki Türk yerlilerinin Türkçe konuşan diğer insanlarla iyi ayrılması ve Türk dili bağımsız bir dil olması bakımından önemlidir.
İlk Türk Dönemi

“Altay Dil Teorisi” ni kabul etmeyenlerin, yani bu dillerin genetik ilişkisini kabul etmeyenlerin, Türk dininin yeniden doğuşundaki ilk aşama, ilk Türkçe (= Erken Eski Türk) dönemidir. 5000 yıllık bir geçmişi. Altaik dil ittifakını kabul edenler için Türk dili Altay’dan ayrılmış ve bağımsız bir dil olarak gelişmeye başlamıştır. Bu döneme başlamak için kesin bir zaman olmamasına rağmen, 3500 yıl sonra süreç Hıristiyanların emrine gösterilir.

Bu dönem, Çuvaşi de dahil olmak üzere tüm Türk dillerinin atalarının dönemidir ve Türkçeden önceki dönemde r, z ve ş eşdeğerlikleri nedeniyle daha sonra ortaya çıkacak ayrışma henüz gerçekleşmemiştir. Döngünün en önemli özelliği, r ve z’nin -f ve -z’den sonra geliştirilmesi ve daha sonra z ve ş’nin geliştirilmesi olmasıdır. Bu yeniden yapılanma, Türk-Çuvaşça eşdeğerliği ile mümkün olmuştur.

İlk Türk çağında ogux konuşmacılar var. Daha sonra Ana Türk döneminde, Türk dili, r ile oğur ve r şeklinde, oğuz zamirleri ile, yani Ana Çuvaşça ve Ana Türkçe şeklinde konuşur. Çuvaş hariç tüm Türk dili ve lehçeleri; Çuvaş çuvaştan gelmiştir. Bu nedenle, Türk dili ve lehçelerini gruplamaya çalışırken kullanacağımız en önemli kriter Tü’dir. z = Zu. r tarafından açığa çıkarıldı.

Ana Türk ve Ana Çuvaş Dönem

Ana Türkçe (= Eski Eski Türkçe) ve Ana Çuvaşça dönemi, Ortaçağ’ın ilk dönemini kapsar ve ilk yazılı belgeleri Türkçe olarak bulur. Hun, Avar, Peçenek ve Bulgar gibi tarihî kaynaklardaki yerlerin, hükümdarların ve yerlerin isimlerinin tarihte Türk-hikmeti olarak bilinen bu dönemin tanıkları, Türkçedir. Bu isimler doğrudan doğruya Türkçe değil, Çin ve Bizans tarihçeleri ile Bulgar listeleridir. Dönem, dönemin adından anlaşılabilen iki ayrı dönemi, ana Türkçesi ve Ana Çuvaşi’yi kapsar.

R konuşmalarının dili olan ana Çuvaşça dili (ana Bulgar dili), Kuzey Kafkasya’da ve Kuzey Karadeniz’de yüzyıllarca yaşayan Bulgar Türklerinden gelen belgeleri hesaba katıyor. yani günümüz Çuvaşının ataları hakkında Bizans kaynakları. Bizans kaynaklı Türkçe materyal, bir Macar bilim adamı Moravcsik tarafından işlenmiştir (Bizantino Turcica I, II, Berlin 1958). Bizans kaynakları, On Oğur’un sözlerinin r. Buna ek olarak, böyle konuşanlar Atilla’nın Avlarının kalıntıları olarak tanırlar.

Z’nin konuşmalarının dili olan ana Türk dönemi, Çuvaşistan dışındaki bütün Türk dillerini kapsıyor. Bu tür konuşmalarla ilgili ilk bilgileri Çin kaynaklarından edinebiliriz. İlk yazılmış belgelerimiz olan Orhun Yazıtlarında, z’ye sahip bir dilin kullanıldığı görülmektedir. Bugün yazı dili tarihimizi konuşurken z konuşanların dil tarihlerinden bahsediyoruz.

Bizans kaynakları, VI. 19. yüzyılın ortalarında, İncil’in Bulgarların diline tercüme edildiği söylendi; ancak bugün bir tanesi olsaydı, Oğur grubunun dil özellikleri hakkında söylenecek çok şey olurdu.

Diğer taraftan z konuşan Çin kaynakları VI. Bugün Türk dili ile yazılmış bir belgenin bulunmadığı İlk Köktürk Hanlığı (552-630) döneminde, başka bir deyişle günümüzde bazı Budist mezarları (Nirvanasulra) Türkçeye dönüştürülmüştür. Eğer bu mezarlar alınsaydı, daha fazla bilgi / Türkçe dilinin geri kalanı hakkında olurdu.

Bizans kaynakları, Oğuzlar grubuna girenlerin Bizansla olan ilişkilerini de anlatıyor. 1. Bizans kaynakları, Köktürk Kağanlığı’nın batı kanadından sorumlu Operasyon olan Kagan’ın Doğu Roma İmparatorluğu’na bir elçilik heyeti gönderdiğini kaydediyor. Bu elçiliğin başında Kagan Operasyonu mektubunu Bizans imparatoruna sunan bir Soğd adamı var. Bizans kaynaklarında mektubun İskit harflerine benzediği söylenir. Mektubun başka bir durumu açıklarsa, bugüne kadar mevcut olmayan İskit alfabesi tarafından gönderildiğini söylemeliyiz. Buradan z konuşan Türklerin, Türk olup olmadıklarını bilmediğimiz 1. Köktürk Devleti zamanında diplomatik yazışmaları gerçekleştirmek için bir yazı sistemi kurdukları anlaşılmalıdır.
ORHUN (KÖKTÜRK) VE UYGUR TÜRKÇELER ESKİ TÜRK DÖNEMİNDE VE SONRA

Türkologlar tarafından Türk dili, ilk yazılı ürünlerden başlayarak üç aşamada incelenmiş ve incelenmiştir. Bu periyotlar genellikle aşağıdaki isimlendirme ile verilir;
1. Eski Türkçe
2. Orta Türkçe
3. Yeni Türk

Eski Türk Dönemi (V1.-XIII.):

Köktürk, Uygur ve Karahanlı Türkçeleri’dir. Bugünün bilgisi ışığında Eski Türk dönemi, Türk dili metin dili tarihinin başlangıç ​​noktasıdır. Bu dönem, Türkçenin yazılı ürün vermeye başladığı ilk dönemdir. Başka bir deyişle, Eski Türk döneminden önce Türkçeye yazılan Türklerin hiçbir belgesi yoktur.

Köktürkçedir, Eski Türk devrinin ilk aşamasıdır. Kokturkçe, “Türk” isminin, Türkçen’in ilk yazılı kaynaklarının bulunduğu Türklere ait tarihi kaynaklardan geçtiği ilk dönemdir ve Türkçenin yapısını gerçek bilgi ile tanımlamış olduk.

Eski Türkçe dönemi Türkçenin yazıldığı Götkçe (Orhun Türkçesi), Uygurca ve Karahanlı yazı dillerini (V1T-XIII yy) kapsar. XIII. 19. yüzyıla kadar Türk dünyasının doğu kolunda iki ayrı dilde iki ayrı yazı dili kuruldu. Bunlardan biri Ötüken, daha sonra Doğu Türkistan Tarım Bölgesi’nde kullanılan Karak Türkçesinde. Uygur ve Karahanlı Türkçeler birbirleriyle iki farklı medeniyeti temsil ettiler ve ürünlerini verdi.

Şu an için Türk dili, bunun dışında başka bir yazı dili oluşturmamaktadır. Bizim durumumuzda, ‘Eski Oğuz Türkçülüğü’ olarak adlandırılan, farklı bir Türk yazı dili olan yazılı dilde ilk metinler, yy. XIII. yy, ‘Orta Türkçe’ olarak adlandırılan yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Bu uçtan uca dil arasında doğal olarak bazı gramatik farklılıklar vardır. Köktürk-Uygur Türkçüleri ve Karahanlı Türkçesi arasındaki farklar, kelime çevresi, formalite ve kelimelerin farklılıklarından farklı değildir; kültürel çevrelerinde ve farklı Türk kavimlerinde aile farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Tabii ki, coğrafya ve zaman faktörleri de etkili oldu. Bu farklılıklar, Köktürk’ten Uygurca’ya kadar Köktürk alfabesinde yazılan üç büyük yazıt arasında bulunur.

Eski Türk döneminde Karahanlı Türkçes’te yazılan Köktürk ve Uygur Türkçesine göre radikal değişim Arapça alfabe, diğer bir deyişle İslimiydin’in etkisi altındaki Kur’ân yazısının kullanımı olarak kabul edilir; resmi din; ancak Türkler alfabe ve din konusunda, özellikle de Eski Türk döneminde muhafazakar olmamışlardır. Uygur cetveli Buğgü Kağan döneminde (759-780) Mani dininin resmen kabulü ile 762’de Uygur alfabesinden farklı bir alfabe olan Mamhey alfabesi kullanılmıştır.
Kısacası, kabul edilen din alfabesini kullanarak, bu alfabe ile okuma ve yazma, bir dil konuşulduğunda yeni bir çağa başlamak için yeterli bir neden değildir.

“Eski Türkçe”

Eski Türk Devrinin başında, VI. ve X. Yüzyıl, yani Köktürk ve Uygur arasında. Hatta kronolojik olarak endişe uyandıran Uygur İslam! o dönemde verdiği eserler de Eski Türkçe’de değerlendirildi. Türkçenin tarihî üslere dayanan zamanlaması ile ilgili ilk çalışmalar 1936’da K. Grenbech ile başlar. Aslında 1928’de Alexander Nikolayevich Samoylovic’in yaptığı bir çalışma vardır. Bu çalışma Abdülkadir Ban (1889-1976) tarafından yapılmıştır. “Orta Asya Edebî Dilinin Tarihçesi” üzerine Türkiye adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Çalışmada, İslam! Ortadoğu, Türk dünyasının doğu kolu. Samoyloviç’in özü konusunun konusu, Türkçeyi tarihî dönemlerden Türk dilinin ayrılmasında bir yer haline getirmenin önemidir.

Granbech (1873-1948) çalışmasında, Türkçeyi, yazılı ürün vermeye başlayan Orhun Türkçesi’nden başlayarak üç döneme ayırmıştı:
1. Eski Türkçülük: Orhun (Köktürk), Uygur.
2. Orta Türkçe: Kaşgar (Karahanlı), Çağatay, Kuman, Eski Osmanlı.
3. Türkçeyi Reddetme:
i. Güney Türkçesi: Osmanlı, Azeri, Türkmen
ii. Ban Türkistan lehçeleri: Özbek, Kovan
iii. Doğu Türkçesi: Kasgar, Kuca, Turfan, Komul, Tarançi.
iv. Kuzey Türkçesi: Koytal, Altay, Abakan, Soyan, Uryanhay.
için. Kıpçak Türkçesi: Kırgız, Volga lehçeleri (Kazan vb.), Başkort, Karayim.

Yani, Orhun Türkçülü ilk dönemin ilk yazılı dili idi. Eski Türkçeyle ilgili bu iki araştırmacı çalışmanın döneminde yer alan bir Türk yazı dili Uygur Türkçes’dir.
Granbech, Eski Türk dönemini takip eden Orta Türk dönemini Karahanlı Türk Dönemi ile başlatmış ve bu dönem şimdiki Türk dillerinin dönüşümü olmuştur. yüzyıl.
Yani, Orhun Türkçülü ilk dönemin ilk yazılı dili idi. Eski Türkçeyle ilgili bu iki araştırmacı çalışmanın döneminde yer alan bir Türk yazı dili Uygur Türkçes’dir.
Granbech, Eski Türk dönemini takip eden Orta Türk dönemini Karahanlı Türk Dönemi ile başlatmış ve bu dönem şimdiki Türk dillerinin dönüşümü olmuştur. yüzyıl. Türk dili eserlerinden diğeri Louis Ligeti (1902-1987) eseriydi. Hasan Eren, Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Dergisi, IX / 3 Eylül, “Yazılı Çince Yazan YAZARLAR” ya da Türkçe’ye tercüme edilen “Yazılı Çince YAZARLAR” , Ankara 1951, sayfa 301-327). Bu makalede, Ligeti, Türk yazı dilinin başlangıcını 6. yüzyıl olarak vermektedir. Ligeti’nin yaptığı dönem şu şekildedir:

1. Eski Türkçeye (VI-IX, vvl: KökTürkçe ve Uygurca dönem, Eski Kırgız’da dahil edilebilir) Het, Eski Türkçenin karakteristiklerini oluşturan üç dile sahiptir
2. Orta Türkçe (X-XV):
a. Mani ve Buda çevirileri Uygur kuruluşlarının yazılı dil ile aktarımı.
b. Çağın Jagatai dili.
c. Döngünün Kıpçak ve Oğuz dilsel mirası,
3. Yeni Türkçe: XVI. yüzyıllardan günümüz Türk devrinin kuruluşu.

Ligeti’nin yaptığı dönemin ilk göze çarpan özelliği, kronolojik kızgınlıktı. Ona göre X. yüzyıldan sonra Uygur’da yazılan Maniheist ve Budist yazılar Ortaçağ’da değerlendirildi; Eski Türk dönemine Köktürk ve Uygur dönemleri hâlâ dahil edilmiştir. Şüphesiz, bunun 1941’de yazılmış A. von Gabain (1901-1993), Ahirkische Crammalik (Çevirmen: Mehmet Akalın, Eski Türk Grameri, TDK Yayınları, Ankara 1988) eseri bulunmaktadır. Yalnızca Gabain, Köktürk ve Uygur, Eski Türk döneminde kabul edilen tüm yazıları kabul ettiler.

Türk Dili uzun yıllardır bu konuyla ilgili olarak kitapta yer alan eser sahibinin tarihi sadece Caferoğlu Ahmed (1899-1975) döneminde eski Türk başlığı olan Kokturk ve Uygur’dandı. Daha sonra 1987 yılında çıkan çatışma Nuri Yüce ile V1.-IX. Yüzyıllar arasındaki dönemi Eski Türk olarak adlandırdı ve Orta Türk dönemini Karahanlı Türkçülüğü ile başlattı.

Başlatma Çalışmalarında Kullanılan Durum

Kuşkusuz, Karahanlı Türkçülüğünün yeni devrinin başlangıcı olarak görmesinin İslam’ı bir kriter kabul etmesi düşüncesinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. İslam’ın kabulünden önce “Eski Türk” ve bir sonraki dönem “Orta Tunç” olarak kabul edildi. Konuşmacının söylediği dini, bir dile dönüş temelinde konuşmak için ne kadar doğru buluyor? Eski Türk döneminde her yönden değerlendirilen Köktürk ve Uygur Türkçileri döneminde Budizm, Maniheizm ve Hıristiyanlık gibi birden fazla din kabul edildi ve Uygur yazılı ürünleri bu kutsal kitaplara yazılan alfabetik harflerle yazılmış. dinler.

Gelecek Çeyrek Çalışmalarda Kullanılan Vaka

Son yıllarda Türk dili canlandırmak için yapılan çalışmalar bugüne kadar üzerinde düşünülmüş olanlardan farklılık göstermektedir. Bu farklılıkların başında. Eski Türkçe dönemindeki metin, Orta Türkçe ve Eski Türkçe’yi ayıran dilden gelmektedir. Rena-Tas’ın çalışmalarının en dikkat çekici yönlerinden biri, Geç Eski Türk döneminin üçüncü alt grubunda Karahanlı Türkçesin’in değerlendirilmesidir. Bir başka deyişle, Orta Tunç dönemi 1200’lerden Moğol istilasına başlar. Rena-Tas’ın yeni bir Türk dili dönemi başlatmayı seçmesi, Türklerin kabulü değil, Moğol istilası. XIII. 19. yüzyılda bir dünya sistemi kuran Moğol istilaları ile yeni dilde ve bugünün bağımsız dil grupları, Türk dünyasında farklı zamanlarda ve mekanlarda kuruldu. XIII. 19. yüzyıldan itibaren batı kanadında yeni bir yazı dili yanı sıra Türk dünyasının doğusundaki batıda çıkan bir Türk yazı dili ortaya çıktı. Bu yüzyılda

Orta Türkçe (X1II.- XX. Yüzyıl):

Doğuda Harezm ve Çağatay Türkçesi; Eski Oğuzlar ve Batıda Osmanlı Türkçesi. Orta Türk dönemi, Moğol istilasından çıkan edebi diller ile XIII ve YY arasındaki Türk dünyasının farklı yer ve zamanlarının günümüz bağımsız dilleri ve dil gruplarını stabilize etmeye başladığı dönemdir.
840 yılından sonra Türk dili oluşumundaki ana faktör, “Orta Çağ” olarak tanımlayabildiğimiz belli bir süre için bir başlangıç ​​noktası olarak Ceneviz hareketinin çok doğru olması görüşümüze göre oldukça doğrudur. Moğol hareketi Bir bakış Cengiz (d., 1227), bazı yeni unsurlarla Orta Asya ve Batı Avrasya’nın Türkleştirilmesine ve mevcut klik kültürel unsurların yeni oluşumlara dönüştürülmesine yol açmıştır. Oğuz, Kıpçak ve Uygurların ana Türk kabilelerinin 1200’üncü evresinden önce yerleştikleri iddia edilmesine karşın, tarihçilerin bugünkü görünüşlerini veren birleşik tarihi olay, Cengiz’in çalkantılı ve çalkantılı yılları olduğunun ortak görüşündedir .
Orta Türkçe döneminin başlangıcından itibaren XV. Doğuda Harezm Türkçesi ve 19. yüzyıla kadar olan dönemde batıda Eski Oğuz Türkçesi ve XV, XX. 19. yüzyıla kadar olan dönemde doğuda Çagatayca, batıda Osmanlı hakimiydi. Bu iki yazı dili, Osmanlı ve Çağatayca XX, yüzyılın başlarına kadar Türk dünyasının batı ve doğusuna kadar devam etti ve yeni yazı dili ile sona erdi.

Son Olarak

Türk dili, konuşmacı sayısı, yazılı metin sayısı ve çokluğu ile Altay dilleri arasındaki en eski ve en önemli dildir. Türkçenin en eski yazıtının VII. Yy’ye ait Çoyren (Çoyr, 688-692) kitabesi olmasına rağmen, Türk dili en eski ve en uzun yazıtlarıdır, Orhun yazıtları (Ash Tigin, Bilge Kagan, Tonyukuk). Dilimizin ve tarihimizin en önemli belgeleri Orkhun yazıtlarıdır.

Türk dilinin tarihsel gelişimini şöyle sıralayabiliriz: Ana Altayca – İlk Türkçe – Ana Türkçe ve Ana Çuvaşça – Eski Türk – Orta Türkçe – Yeni Türk

“Altay Dil Teorisi” ni kabul etmeyenler için Türkçe’nin sınıflandırılmasının ilk aşaması, bu dillerin genetik ilişkisi, 5000 yıllık tarihi olan ilk Türkçe terimdir. Altai dilini kabul edenler için bu dönemdeki Türk dili var. Ana, Altay’dan ayrılmış ve bağımsız bir dil olarak gelişmeye başlamıştır. İlk Türk döneminde ogux konuşmacılar var. Sonraki ana bölümde
Türk dili, Türkçeye bölündü r, o ile r, oğur ve r şeklinde o zamanki gibi oğuz zamirleri ile, yani Ana Çuvaşça ve Ana Türkçe konuşuyor. Çuvaş hariç tüm Türk dili ve lehçeleri; Çuvaş çuvaştan gelmiştir.

Türk dili, ilk yazılı ürünlerden başlayarak üç dönem Türkologlar tarafından incelendi. Bu süreler genellikle aşağıdaki adlarla verilir:

1. Eski Türkçe
2. Orta Türkçe
3. Yeni Türk

Köktürkçe, Eski Türk devrinin ilk aşamasıdır. Kokturk, Türkçenin ilk yazılı kaynaklarının bulunduğu tarihi kaynaklarda “Türk” isminin ilk geçtiği ilk dönemdir ve Türkçenin yapısı gerçek bilgi ile saptanabilir. Eski Türkçe dönemi Türkçenin yazıldığı Kokturkish (= Orhun Türkçesi), Uygurca ve Karahanlı yazı dillerini (VII-X1I, yy) kapsar. XIII. 19. yüzyıla kadar Türk dünyasının doğu kolunda iki ayrı dilde iki ayrı yazı dili kuruldu. Bunlardan biri Ötüken, daha sonra Doğu Türkistan Tarım Bölgesi’nde kullanılan Karak Türkçesinde. Orta Türk Dönemi, XIII. 19. yüzyılın başından beri Moğol istilasının farklı yer ve zamanlarında edebi diller ortaya çıktı ve Türk dünyası istikrara kavuştu ve bugünün bağımsız dilleri ve dil gruplarını yaratmaya başladı. Orta Türkçe döneminin başlangıcından itibaren XV. Doğuda Harezm Türkçesi ve yüzyılın sonuna kadar batıda Eski Oğuz Türkçesi (Eski Osmanlı), XV. XX yüzyıl. 19. yüzyıla kadar olan dönemde doğuda Çagatayca, batıda Osmanlı hakimiydi. Yeni Türk Dönemi, XX. yüzyıl, bugün Türk dilinin ilk çeyreğinde başlayan ve yeni Türk Dönemi XXI yüzyıl çağdaş Türk dil ve lehçelerde (Türkiye Türk, Azerbaycan Türk, Türkmen, Özbek, Kazak, Kırgız, Saha ilk çeyreğinde başlayarak, Çuvaşça, vb.) Onaylanacak süre. Bugünkü Türk dili kendi dilbilgisine sahiptir ve onlara edebi eserler veren yazılı diller bulmuşlardır. Bu Türk dilden yayınlanan metinler siyasi nedenlerle yazılmıştı.  İzle öğren Photoshop, After Effectcs eğitimi ve diğer konular da açıklayıcı bilgilerin yer aldığı platform.

  • Etiketler
  • Yorumla
Reklam
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz